GELENEKSEL HALK HEKİMLİĞİ UYGULAMALARI NEDEN HASTANELERDE VE SGK ÖDEME KAPSAMINDA YER ALMIYOR.
Geleneksel Tıp Hizmetleri Hastanelerde Neden Uygulanmıyor?
Yazar:Hasan Başar Tarih:07-08-2016, Son Güncelleme 06-09-2023
Neticede sağlık hizmeti sunmak devletin temel bir görevidir. Buna rağmen insanların dar ve sabit gelirlerinden sağlık hizmetleri için sigorta primleri kesilmektedir. Buna rağmen ve gelişen teknolojiye rağmen hastalık türleri ve hasta ve sürekli ilaca ve tedaviye bağımla hale getirilen insan sayımız sürekli artıyor. Kötü çalışma koşulları, insanca yaşama standartı altında düşük ücretlerle hayata tutunma zorluğunun getirdiği stres, çarpık ve plansız kentleşmenin getirdiği sorunlar, GDO lu-hormonlu-kimyasallı işlemlerle zehirlenmiş gıdaları yemek zorunda kalmak suretiyle insanların hastalanmalarına, bağımlı hale gelmelerine, sakat kalmalarına ve ölmelerine sebebiyet veren zalim bir devletimiz var. Hal böyle iken insanlarımızın bedelini ödeyerek satın aldıkları tedavi yöntemlerini, ilaçları sorgulamaları gayet doğal ve doğru bir haktır. Bu taleplerin önün mevzuat, tıp oligarşisi, bilimsellik,… gibi artık bayatlamış söylemlerle artık durdurulamaz.
Bakanlar Kurulu 02.11.2011 tarihli 28103 sayılı resmi gazetede yayınlanan kararname ile tamamlayıcı alternatif tıp uygulamaları (Bioenerji, hipnoz, fitoterapi=bitkilerle tedavi,vd.) KHK/663/8. Madde Ğ fıkrası ile Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerine dâhil etmiştir.
GELENEKSEL BİTKİSEL TIBBİ ÜRÜNLER YÖNETMELİĞİ, Resmi Gazete 6 Ekim 2010 ÇARŞAMBA, Resmî Gazete Sayı : 27721 ile yürürlüğe girmiştir.
GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ, Resmî
Gazete Tarih: 27 Ekim 2014 PAZARTESİ Resmi Gazete Sayı:29158 ile yürürlüğe girmiştir.
HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ'NİN (Resmî Gazete Tarih: 01.08.1998 Resmî Gazete Sayı: 23420)8.maddesi ve 15.maddesi gereğince; hastaya hastalığının teşhis ve tedavisinde alternatif, geleneksel ve alternatif tıp hizmetlerinin kamu veya özel sağlık kuruluşları tarafından seçenek olarak sunulması hakkı vardır. Ayrıca Anayasa'nın 172.maddesi " ‘Devlet Tüketicileri Koruyucu ve Aydınlatıcı Tedbirler alır ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder" hükmünün bu manada değerlendirilmesi gerekmektedir.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin 25.maddesinin 1.fıkrası" Herkesin, kendisinin ve ailesinin refahı için (yeterli düzeyde) beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. “Anayasa’nın 90.maddesi 7.fıkrasındaki amir hüküm gereğince aleyhte gösterilebilecek tüm iç hukuk mevzuatına rağmen doğrudan uygulanmak zorundadır. Kamu otoritelerinin; bu hakkın hayata geçirilmesi çabalarını engellemeye hakları ve yetkileri yoktur. Ancak kağıt sunulan bu hakların ve hizmetlerin hayata geçmesi hususunda ciddi engeller vardır. Bu engelleri şöyle sıralayabiliriz:
1-SGK KAPSAMI DIŞINDA: Klasik ve standart tıbbi uygulamalar (kimyasal ilaçlarla tedavi, cerrahi müdahaleler, radyolojik tetkikler,..gibi)SGK ödemesi kapsamındadır. Ancak alternatif tıp hizmetlerinin çoğu SGK kapsamı dışındadır. İstisna olarak sadece kaplıca tedavisi ücretinin ödenmesini örnek gösterebiliriz.
SGK kapsamındaki vatandaşların çoğu fakirlik sınırı altında bir gelir düzeyinde olduklarından alternatif tıp uygulamalarından toplumun geniş kesimleri yararlanamamaktadır. Bu durum teşhis ve tedavi seçenekleri açısından haksız rekabete yol açtığı kadar, hukuki ve etik olmayan bir durumdur.
Sağlık Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasında bu konuda bir mutabakat sağlanarak alternatif, geleneksel ve tamamlayıcı tıp teşhis ve tedavi seçeneklerinin SGK kapsamına alınması sağlanmalıdır. En azından hastanın ve hastalığın durumuna göre tedaviye başlandığından beri 3 ay içinde tedaviye beklenen düzeyde olumlu netice alınamadığı durumlar üç hekim raporu ile imzalanarak ekindeki tetkik dokümanları ve epikriz dokümanlarını içeren DVD ile birlikte ilçelerdeki SGK Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü’nden uygundur onayı alan hastaların tercih ettikleri alternatif tıp hizmetlerine ilişkin teşhis ve tedavi giderlerinin en az %50 si SGK tarafından karşılanmalıdır. Kalan fark içinde özel sigorta şirketlerinin tamamlayıcı sağlık sigortasının devreye girmesi sağlanmalıdır. Yoksulluk sınırı altında geçim düzeyinde olup ta tamamlayıcı sağlık sigortası yaptıramayan vatandaşlarımızın fark giderleri ise il ve ilçelerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından karşılanmalıdır. Bunun içinde bu vakıflarla ilgili kanun ve yönetmeliklerde gereken değişiklikler yapılmalıdır.
2-KANITA DAYALI TIP DAYATMASI: Klasik tıbbi uygulamalar hastalığa sebep olan unsurların (mikrop,virüs,tümör,kitle,yara,....vs.)maddi, somut ve gözle görülür olmasını öngörmektedirler. Bu tespitler olmadan hastaya teşhis konulamamakta ve tedaviye de başlanamamaktadır.
Kanıta dayalı pozitivist ve materyalist tıp dayatmasında Tıp Fakültelerindeki kapitalist ve fabrikasyon öğrenci yetiştirme mantığı da yatmaktadır. Sağ beyni dolayısı ile duyguları, vicdanı, sezgileri ve yenilikçi düşünceyi yok edip materyalist ve sol beyni esas alan eğitim mantığı ile hastalar sözde eğitim ve araştırma adı altında kobay gibi türlü türlü insanlık dışı tıbbı uygulamalara zorla maruz bırakılmaktadır. Maksat doktor adaylarının hastalığın nelerden kaynaklanıp nelerden kaynaklanamayacağını, öğrenmesiymiş. Hastanın acı çekmesi, kişiliği(mahremiyeti), talepleri, bu sistemde kesinlikle dikkate alınmamaktadır. Yapılan tıbbi işkenceler yasallık ve bilimsellik dayanaklarıyla meşrulaştırılmaktadır. Siyasiler ve onların emrindeki üst düzey bürokratlar da; kendi seçim masraflarını (siyaseti) finanse eden kesimlerden biri olan ilaç sektörünün bu dayatmalarına boyun eğmektedirler. Bu konuyla ilgili emekli olduğum andan itibaren ilgili kişi ve kuruluşların desteğini alarak Sağlık Bakanlığına, SGK'na, Türk Tabipler Odası
Genel Merkezine; çok kapsamlı suç duyurusu ve idari iptal davaları açmayı planlıyorum inşallah.
Klasik tıp kanıta yani maddeye dayalı bir tıptır. Oysa alternatif tıp ve geleneksel uygulamaları özünde enerjiye dayalıdır. Zaten bilimsel araştırmalara göre madde enerjinin yoğunlaşmış halidir. İnsan vücudunda ortaya çıkan hastalıkların çoğu insanların vücutlarındaki doğru ve doğal enerji dengesinin bozulmasından kaynaklandığı son araştırmalara göre ortaya çıkmıştır. İnsanların duyguları ve düşünceleri belli derecelere ve durumlara bağlı olarak titreşimler (frekanslar)yaymaktadırlar. İşte bu yayılan frekanslar biyoenerji,aura,çakra gibi isimlerle değerlendirilmektedir.
Biorezonans insanlardaki sağlıksal sorunları bulan, teşhis ve tedavide yardımcı olan ileri teknoloji tıbbi bir cihazdır. Biorezonans cihazı ile yaklaşık 20 dakikada insan vücudu taranabilmektedir. Tarama Sonuçları ekrana ve bilgisayara yansıyabilmektedir. Tarama sonucu yaklaşık 20-30 sayfalık bir raporla kişinin tüm vücut sistemlerinde mevcut ve olası hastalıklar, ortaya çıkarılmaktadır.
Biorezonans hastanın bilinciyle, bilinçaltıyla ve vücuttaki enerji dağılımıyla ilgilenerek hastalıklara karşı çözüm sunmaktadır. Biorezonans cihazı hastalık nedenini bulmakla birlikte hastanın bedeni ile tamamen uyumlu olan dengelemeyi de (enerjetik veya doğal olarak) sağlamaktadır. Cihaz vücuda binlerce frekans salıp biofeedback, bioresonans, kuantum, homeopati yöntemlerini kullanarak hastayı tüm yönü ile tanıyıp hastalıkları tespit etmekte ve oluşabilecek hastalıklara karşı hekime yardımcı olmaktadır.
3-BİLİMSELLİK DAYATMASI: Geleneksel sağlık uygulamalara bilimsel değil, çağdışı, ilkel yöntemler diye neredeyse hakaretvari şekilde saldıran sözde bilim adamlarının çoğunun eşleri ve çocukları,yoga,reiki,….çoğu Budizm kökenli figürler içeren uygulamaların müdavimidirler. Bunların birçoğu da gizliden gizliye astrologlardan ve medyumlardan da medet umarlar.
Bu karşı çıkışların ve çifte standartın temelinde bilimsel kıskançlık ve özgüven yetersizliği yatmaktadır. Devlet ve özel üniversitelerimizde akademik kariyer yapan doktorların ve akademisyenlerin gerek aldıkları materyalist ve kapitalist eğitim anlayışı onların sağ beyinlerini körelttiği için insanların ruhlarına, duygularına ve düşüncelerine hitap eden geleneksel tıbbi uygulamaları onlara oldukça yabancılardır. Bu durumdaki doktorlar; kişi bilmediğinin düşmanıdır atasözünün bir gereği olarak duruma anlayamaya ve öğrenmeye çalışmak yerine bir refleks olarak bu uygulamaları inkar ve sataşma moduna girmektedirler.
Çoğu KESK konfederasyonuna bağlı sendika üyesi doktorlar sosyalist bir ülke olan Küba'daki tıbbı uygulamaların öve öve bitirmemekte ve bu uygulamaların ülkemizde de hayata geçmesini istemektedirler. Ancak bu ülkedeki uygulamalarının birer alternatif tıp uygulaması olduğunu bildikleri halde alternatif tıp hizmetlerinin ülkemizde hayata geçirilmesine yönelik yönetmeliğin uygulanmasına karşı dava açarak tepki göstermektedirler. Bu yaman çelişkiyi ifşa etmeyi üzerime bir borç bildiğimden açıklamayı yapmış bulunmaktayım.
Akademik kariyerini yurt dışında yapmış ve alternatif tıp seminerlerine katılmış olan doktorlarımız ise alternatif tıp seçeneklerinin en azından sağlıkta ikinci görüş kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.
4-EĞİTİM VE SERTİFİKA YETERSİZLİĞİ-Yukarıda ikinci ve üçüncü maddede açıkladığım şekilde üniversitelerimizin tıp fakültelerinde kapitalist ve materyalist sözde bilimsel tıp müfredatı içerisinde alternatif, geleneksel ve tamamlayıcı tıp hizmetleri ile ilgili hiçbir derse ve uygulamaya yer vermemektedirler.
Geleneksel tedavi uygulamalarının sertifika eğitimleri çok pahalıdır. Tavan ücret 15000 TL’yi bulmaktadır. (2023 rakamları) Doktorların bu parayı ceplerinden karşılaması istenmektedir. Oysa Sağlık Bakanlıkları yerli üretici gıda takviyeleri ve bitkisel ilaç firmalarıyla sponsorluk anlaşması yaparak hizmeti içi eğitim uygulaması kapsamında doktorlar ve yardımcı sağlık hizmetleri personelinin ile talep eden diğer sağlık personelinin; fitoterapi, aromaterapi, hacamat, tıbbi nebevi, mizaç ilmi, biyoenerji, biyorezonas….gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına katılarak yeterli başarı gösterenlerin sertifika almalarını sağlayabilir. Bu durumda özellikle bitkisel tedavi hizmetleri ile ilgili ürünlere yabancı olarak yetişmiş genç doktor asistanların ve onlara öğreticilik yapan uzman doktorların bitkisel ürünleri, vd. alternatif tedavi seçeneklerini hastalarına uygulamalarını beklemek gerekil eğitimler ve teşvikler gerçekleşmediği sürece; bir hayal ve temenni den öteye geçemeyecektir.
5-DÖNER SERMAYEPERFORMANS DAYATMASI: Sağlık Bakanlığı'nda; özellikle doktorlar ve hemşirelere yönelik olarak DÖNER SERMAYE ödeme sistemi adı altında sabit maaşına üzerine eklenen bir para ödenmesi sistemi vardır. Bu sistemde doktorlar, hemşireler, diğer sağlık personeli ve idari personele insanca yaşama ücreti altında taban bir maaş ödenir. Bunun üzerine baktıkları hastaların sayısı, hastalara uyguladıkları işlemler, yatış yaptıkları hasta sayıları, yatışta kaldıkları gün sayıları, gibi kriterlere bağlı olarak her ay beli ödemeler yapılır. Bu ödemeler hastane tipi, hasta yoğunluğu, gibi durumlara bağlı olarak 2000 TL ile 80 000 TL arasında değişebilmektedir. Bu durumda Hipokrat yemini, kamu yararı, insan hakları, hasta hakları gibi söylemler rafa kaldırılmaktadır.
Doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık personeli insanca yaşamak için; döner sermaye sistemi şartları sebebiyle insanlıktan çıkarcasına hastaları ve hastalar üzerinden devleti sömürmeye zorlanmaktadırlar. Böyle bir anlayışta hastaların iyileşmesi istenmez. Hastanın tekrar tekrar hastaneye gelerek hastanın ve hastane üzerinden doktorlar, hemşireler, vd. yardımcı sağlık personeline para kazandırması beklenir. Bu yüzden başta üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastaneleri olmak üzere bütün devlet hastaneleri adeta alışveriş merkezlerine dönüştürülmüştür. Bu durumu ülkemizdeki sağlıkta dönüşüm programının bir sonucu olarak görebiliriz.
Küresel Tıp Mafyası ve onların ulusal işbirlikçileri dayatmasıyla kurulan bu sistem yüzünden; ayaktan ve daha düşük maliyetlere teşhisini ve tedavisini öngören ve bunu uygulamada klasik tıbba göre çok daha iyi başaran alternatif tıp sistemi Sağlık Bakanlığı yönetimi ve doktorlar doğal olarak tercih etmeyecektir.
6-HASTANELERİMİZDE İKİNCİ GÖRÜŞ VE ALTERNATİF TIP HİZMETLERİ DANIŞMA VE HİZMET YOKTUR: Sağlık Bakanlığı alternatif tıp hizmetleri ile ilgili kanun ve yönetmelikleri çıkardığı halde bu haklardan ve uygulamalardan halkımızın faydalanmasına yönelik yeterli ve etkili bilgilendirmeleri yapmamakta direnmektedirler.
Hastanelerin çoğunun elektronik arşiv altyapısı olmadığı gibi arşivleri arasında elektronik ortamda bir entegrasyon olmadığından hastalar ve hasta yakınları önceki yatış dosyalarının bulunduğu hastaneler gidip gelmek ve bir sürü bürokrasi ile uğraşmaktadırlar. Oysa her hastanede dijital(elektronik)arşiv sistemi kurulmuş olsa idi yeni yatış yapmış olan tüm hastaların dosyaları taranarak dokümanların pdf, ilimlerin ise tiff veya jpeg formatında taranarak hafızaya alınması sağlanabilirdi. Böylelikle bu dokümanların DVD veya internet üzerinden şifreli dosya paylaşımı yolu ile istenilen sağlık kuruluşuna anında ve zahmetsiz bir şekilde iletilmesi sağlanabilir.
Ayrıca kişiye talep ettiği takdirde; tetkiklerini ikinci görüş olarak sunacağı veya istediği alternatif tıp hizmetlerinin bulunduğu devlet ve özel hastanelerin iletişim ve ulaşım bilgileri hastanelerde oluşturulacak birimler tarafından sağlanabilir. Hatta tetkik sonuçlarının hasta adına elektronik ortamda ilgili hastane veya tıbbi merkeze yönlendirilerek dönüşün hastaya ve hastaneye (hasta onay vermişse)eş zamanlı bildirimi sağlanabilir.
Ayrıca bu birimlerde hastane içinde uygulanan alternatif tıp hizmetleri ile bilgilendirmeler yapılarak kabul ettiği takdirde uygulamanın olası risklerinden kaynaklı sorumluluğu kabul ettiğini belirtir onam (rıza)formları kendisine burada imzalatılabilir.
ÖZET VE SONUÇ
Özetle alternatif tıp uygulamalarının önündeki yasal engeller kalkmıştır. Yukarıda saydığım diğer engeller de kaldırıldığı takdire alternatif tıp hizmetlerinden ülkemizin geniş kesimlerinin faydalanması sağlanacağı gibi önemli kaynak tasarrufu sağlanacaktır. Ancak bu uygulamların SGK kapsamına alınabilmesi vergileriyle ve sigorta primleri ile devleti ve SGK nu finanse eden on milyonlarca vatandaşın birlik olup organize girişimlerle lobi,yasal eylemler,organize dava girişimleri,sosyal medya araçları ile rezonas ve kartopu etkisi ile istemlerin sisteme yansıması sağlanacaktır inşallah.